Her şey Çok mu güzel? Yoksa Allah'a ulaşmayı dileyenlere mi Öyle geliyor?

  İrtibat E-mail: iletisim@hidayetvakti.com

Kuran'da ki İslam Sahabe islam'ı nasıl yaşadı? Kuran'ı Kerim tefsiri Kuran'ı Kerim Meali İftiralar'a Cevaplar Hidayet
Çağı
Resul Nebi kavramı

 
... Menü ...

Davranış Biçimleri ] ]
manevi hırslar

11 June 2013 05:43

tasavvuf baştan sona edeptir diye boşuna söylenmemiştir
bu kapıdan giren ilk önce müridliğini bilmeliki kulluğunu
bilsin, bilsinki Allah'ın kuluna ihtiyacı yoktur ama kulun
Allah'ın rızasına ihtiyacı .....
Yorum:  6 | Okunma:  1487 | Yorum Ekle/Oku
edep örneği

01 August 2012 17:29

savrbr.sevgili kardeşlerim Efendimize karşı sadakatin ve edebin en üst temsilcisi cabbar hoca olduğunu Efendimiz de açıklamıştı

nacizane son programlarda dikkatimi çeken bir örnek vermek istiyorum

bir .....

Yorum:  8 | Okunma:  18655 | Yorum Ekle/Oku

Soru Cevap formundan son 2 konu ] ]
Mongolen ve Cengizhan

21 October 2014 08:57

Selamunaleykum,

Russ, Kosova \ Albanien arkadaslarim var,
Mongolen ve Cengizhan`dan basediyorlar
Büyük devlet kurmuslamis,

Kim bunlar- Türk mu? Yoksa Müslumanlara karsi olanlarmiydi?
Cünku Osmanli .....
Yorum:  4 | Okunma:  70 | Yorum Ekle/Oku
ISID Hak mı ??

06 October 2014 08:42

s.a efendimizin işid hakkında görüşleri nelerdir ahir zamanda ülkemizin çok zor durumda kalacağını efendimizden duymuştum türkiyenin savaşa gireceğini söylemişti ve zamanın çok yaklaştığını biliyoruz
İşide katılanlar hakkında dikkatimi bir şey çekti sürekli ayetlerle konuşuyorlar amaçlarının büyük islam devleti kurmak olduğunu söylüyorlar ve ölmekten korkmuyorlar işid ahir zaman fitnesimidir yada hak müminlermidir..?
Yorum:  4 | Okunma:  257 | Yorum Ekle/Oku

Hadis-i ªerifler ] ]
HER DEVİRDE BENİ TEMSîLEN BİR KİŞİ, HZ. İ

18 May 2013 13:08


HER DEVİRDE BENİ TEMSîLEN BİR KİŞİ, HZ. İSA (A.S)'I
TEMSîLEN ÜÇ KİŞİ, HZ. İBRAHİM (A.S)'I TEMSîLEN YEDİ
KİŞİ VE HZ. MUSA (A.S)'I TEMSîLEN KIRK KİŞİ
BULUNACAKTIR


Bu yazımızda Peygamber Efendimiz .....
Yorum:  0 | Okunma:  1792 | Yorum Ekle/Oku
Benden gelenleri Kur’ana Arz ediniz!

05 March 2010 14:59

"Benden gelenleri Allah'ın Kitab'ına arz ediniz. Ona uygun ise ben söylemişimdir. Şayet ona aykırı ise ben söylememişimdir." (Şâfit, Risale, 224. Bu hadis ve benzerleri için ayrıca bkz: Tezimizin, 71-80 .....

Yorum:  10 | Okunma:  4070 | Yorum Ekle/Oku

   
Dini konular ve Islam Yazilari- Alintilar - Makaleler
 Hidayet Vakti Forumları»Dini konular ve Islam Yazilari- Alintilar - Makaleler
Konu Konu: gavs gözünden mehdi as. Cevap YazGönder
Foruma Git  
Yazar
Mesaj Önceki Konu | Sonraki Konu 
sulh
Admin
Simge

Admin

Üyelik: 30 April 2006
Ulusal Bayrağı Turkey Turkey
Mesajlar: 6499
Gönderildi: 30 April 2013 - 19:30 | IP Kayıtlı Alıntı sulh

Sâdık Can Dostları, Gönül Dostları O’nunla Yaşadıkları
Hikmetli Anları Anlatıyor

Dr. Abdulcabbar Boran’ın Gönlünde Hz. MEHDİ

Hoş geldin Sultanım

Hoş geldin, Rab’lerine ulaşmak isteyenlerin dünyasına, ey
Hidayet Güneşi
Hoş geldin, “Hidayet Çağı”nın İmamı, Osmanlı’nın parlayan
meş’alesi.
Hoş geldin, “Türk İslâm Birliği”nin kurucusu, dînlerin
birleştiricisi, Roma’nın fatihi.
Hoş geldin, Kur’ân ahlâkının sahibi Mehdi, İmam, Halife,
Resûl…
Hoş geldin, Kitap, Taht, Nur ve Kılıcın sahibi Sultanım…

Seninle erdi, gecelerin karanlığı sabaha…
Seninle nurlandı kararmış kalplerimiz...
Seninle yayılacak tüm dünyaya adalet ve sevgi…

Davan, davamız…
Yolun, yolumuz…
Mutluluğun, mutluluğumuz…
…
Bu can bu tende kaldıkça yüreğimiz sizin…

MEHDİ (A.S )’a duyduğu sevgiyi işte bu satırlarla ifade
eden Fizik Yüksek Mühendisi Dr. Abdulcabbar Boran, Allah
Resûl’üne tâbi iyetini ve ardından yaşadığı hikmet dolu
anlara dair hatıratlarını şöyle dile getirmektedir:

TÂBİİYETİM

“Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra içinde
bulunduğum solcu çevre sebebiyle iç dünyamda derin bir
karmaşa yaşıyordum. Etrafımdaki insanlar dînden uzak bir
hayat yaşıyordu. Bense dînimi öğrenmek ve Allah’a dost
olmak arzusundaydım.

İş başında eğitim için Almanya’ya gitmiştim. İnsanlar
ekonomik yönden hayli ferahtı… Ama kiliselerine de
gidiyorlardı. Ve kiliselerin çanları düzenli çalıyordu. Çan
sesleri çevremin beni kandırdığının ilk işareti oldu. Çevrem
geri kalmışlığımızın sebebi olarak dîni empoze etmişti.
Ancak refahın bu kadar üst seviyede olduğu bu ülkede
herkes dînini yaşıyor ve ibadetlerini yapıyordu. O zaman
geri kalmamıza sebep olan dîn değil dedim. Mademki
Müslüman’ım neden ben de dînimi yaşamıyorum. Dînimi
yaşamadığım için de kendimden utandım

Çevrem sebebiyle nefsimin tuzağına düşmüş ve
kandırılmıştım.

Köln Üniversitesinde doktora için kayıt yapmama rağmen
gittiğim Almanya’dan altı ay sonra Türkiye’ye döndüm. Sol
çevremden uzak kalarak sadece rahat bir ortamda
ibadetlerimi yapabilmek için başvurduğum Diyarbakır Dicle
üniversitesi “Tıp Fakültesi Biyofizik Kürsüsü”nde biyofizik
asistanlık sınavını kazandım. Ama Allah’ın dizaynı sonucu
mecburi hizmet sebebiyle Diyarbakır’da görev yapma
imkânı bulamadım ve Ankara’daki işime devam etmek
zorunda kaldım.

Bir süredir iç dünyamdaki arayış iyice belirginleşmiş,
Allah’a ulaşmak için çırpınır olmuştum. Kur’ân-ı Kerimi
öğrenmeye çalışıyor, geceleri gizli gizli ibadet ediyor,
namazlarımı kılıyordum ama gündüzleri hiçbir şey
yapamıyordum. Bununla beraber Allah’a karşı bir yanlışlık
yapmaktan da çok korkuyordum. Gizli gizli camilere de
gitmeye başlamıştım.

Bir gün işten çıkmadan evvel çok içten bir duada bulundum
Allah’a; “Yarabbi dedim, bana yardım et. Ben bir yanlışlık
yapmadan bu Kur’ân-ı Kerim’i öğret bana. Ben bilmiyorum
ama sen biliyorsun, bana yardım et.”

O gün, bir vasıtaya binmeden düşüne düşüne,
Necatibey’deki iş yerinden Ulus’a kadar yürüdüm. Ve
Ulustaki Zincirli camide bir okul arkadaşıma rastladım.
Namaz sonrası sohbetimizde yine Allah vardı. İçimde öyle
bir Allah sevgisi vardı ki, kim, “ben dînimi” biliyorum dese,
ayaklarına kapanacak vaziyetteydim. Nihayetinde okul
arkadaşım bana bağlı olduğu mürşitten bahsetti.

Ona beni de mürşidine götürmesini söyledim ama bir
yandan da ölesiye korkuyordum. Benim kadar günahkâr
birini kabul eder miydi acaba? Heyecandan ve kabul
edilmeme korkusundan sabaha kadar uyuyamamıştım.

Ertesi gün arkadaşla birlikte, o zamanlar kimliğinden
bîhaber olduğum Allah Resulü’nün yanına gittik, ben
konuşamıyordum. Durumumu arkadaşım anlatmıştı. Allah
Resûl’ü bana, “Elbette tövbe veririm ama hacet namazını
da mutlaka kıl” dedi. 1982 yılıydı ve ben bu şekilde
Efendimize tâbî olmuştum.

Tâbiiyetimden sonra özellikle aile içi sorunlarım birdenbire
kesildi. Evvelden o devamlı oluşan kavgalar, o eften püften
şeyler yerini aile içi sulh ve sükûna bıraktı. O zamanlarda
Efendimiz DPT’ de çalışıyordu. Ve benim işyerim onunkine
çok kısa bir mesafedeydi. Mesai bitiminden sonra, beş on
dakikalık sohbetlerine katılıyordum. Bizim sual sormamıza
gerek kalmadan adeta kafamızın içindeki her türlü sualin
cevabı, o sohbetlerde bize veriliyordu. O zaman, “işte”
dedim, “demek ki Allah bana bu hayatı nasip kıldı. Zaten
ben bunun için yaratılmışım.” Çünkü yola girmeden önceki
hayatımda hiçbir zaman huzur ve mutluluğu yaşayamadım.
Devamlı kavgalar; ya aile içi çatışmalar, ya da iş yerindeki
farklı bir takım çekişmeler nedeniyle hep bir çatışma
içindeydim. Ama Efendimiz’e ulaştıktan sonra bu çatışma
yerini birden bire sulh ve sükûna; huzur ve mutluluğa
bıraktı. Ve gerçekten de diyebilirim ki o dönemde dünyanın
en mutlu insanı oldum. Öyle ki huzur ve mutluluğu doruk
noktada yaşıyordum. Allah bana çok güzel ikramlarda
bulunuyordu.

Efendimiz’in sohbetlerinde anlattıklarını algılama ve
öğrenme imkânım olmuştu. Bu güzel beraberlik her gün
biraz daha huzur ve mutlulukla artarak devam etti. Ta ki
Emin Çölaşan’ın Hürriyet Gazetesi yazarı; “DPT tarikat
yuvasıdır” adı altındaki yazısı gazetede yayınlanıncaya
kadar…

TUTUKLANDIK

O yazılar, hürriyet gazetesinde yazıldıktan sonra Efendimiz
tutuklandı. O günlerde benim yeğenim de memlekette
yaralanmış ve komaya girmişti. Onu uçakla Ankara’ya
getiriyorlardı, ben istemiştim. İkindi vakti havaalanından
alacaktım. Namazdan sonra çıkar giderim dedim. Ama
namazı bitirip selâm verdikten sonra arkamda polisler
belirdi ve elimden tuttular, emniyete gideceğiz diye. Ben
onlara durumumun çok acil olduğunu söyledim ama
dinletemedim. Beni de alıp götürdüler.

HİKMET DOLU ANLAR

Orada bulunduğumuz süre içinde birçok güzellikler yaşadık.
Çünkü hepimiz aynı salondaydık. Nezarette iken, bütün
tutuklu kardeşlerimiz uyanık kalmak istedik. Bunu en çok
da ben istiyordum ama bir türlü başaramıyordum. Şiddetli
bir uyku hali vardı üzerimizde. Uyumamak için kendimi
tutmama rağmen başaramıyordum. En sonunda konuyu
Efendimiz’e aktardım. Efendimiz bu uykunun normal bir
uyku olmadığını, sekinnet hali olduğunu Enfal-11’i bize
açıklayarak anlattı. Allahû Teâlâ’nın böylesine bir hâl
yaşayan mü’min kullarının ayaklarını sabit kılmak babında,
katından sekinneti indirdiğini Efendimiz bize ifade ettiğinde
çok etkilenmiştim.

Yan koğuşta hasta olan bir tutuklu, parmaklıklara adeta bir
maymun sıçrayarak; “İŞTE MEHDİ BURADA; İŞTE MEHDİ
BURADA” deyip duruyordu. Herkes onun hasta olduğunu
biliyordu ama o cinli kişi devamlı Efendimiz’i işaret
ediyordu. “İşte Mehdi burada” deyip oraya buraya
sıçrıyordu. Bu da hepimiz için çok manidar bir olaydı.

EFENDİMİZ ALLAH’IN TASARRUFUNDAYDI

Sonra mahkemeye çıkarıldık. Mahkemeye götürülürken,
Medyada Efendimiz aleyhinde yapılan iftira kampanyaları
sonucu, polis memurları bize düşmanmışız gibi
davranıyorlardı. Buna rağmen Efendimiz gülümseyerek
“onlar da görevlerini yapıyorlar, elbette görevlerini
yapacaklar” deyip üzülmemem istikametinde bana
nasihatte bulunuyordu. Bu hakaretlerine rağmen,
Efendimizin; “Onlar, görevlerini yapıyorlar” diyerek
gösterdiği hoşgörüyü idrak edememiştim. Onlar bana
hakaret ettikçe ben de onlar hakkında negatif şeyler
düşünüyordum. Ama Efendimiz tasarrufta olduğu için onları
benim gördüğümden çok farklı bir gözle görüyordu.

CEVİZ KABUĞU

Efendimiz’le yaşadığım önemli olaylardan biri de Ceviz
Kabuğu adlı programda yaşananlardır. Hulki Cevizoğlu,
Efendimiz’i programına davet etmişti. Efendimiz, ben ve bir
kardeşimiz Hulki Cevizoğlu’nun bürosuna gittik. Ve
kendisiyle taleplerimizi konuştuk. Cevizoğlu, tüm
taleplerimize “tamamıyla evet” dedi. Programa sadece
Yaşar Nuri Öztürk ve Efendimiz katılacaklardı. Hulki
Cevizoğlu ile programın detaylarını konuşup bürodan
ayrıldıktan hemen sonra Efendimiz bize, “Bir komploya
doğru gidiyoruz” dedi.

Eğer bir komplo varsa, o programa katılmamak en uygun
olanı diye düşündüm içimden ama Efendimiz programa
katılmakta kararlıydı. Bize de olayın ardındaki hikmeti
beklemek düşmüştü. Ne olacak, ne gidecek, merak
ediyorduk.

Ve nihayetinde program gerçekleşti. Hulki Cevizoğlu bize
verdiği sözlerin hiç birini tutmadı. Yaşar Nuri’nin dışında
dışarıdan programa kattığı Hüseyin Hatemi, Prof. Ayhan
Songar ve Hüseyin Atay, Efendimiz’i halkın gözünden
düşürmek için var güçleriyle hazırlanmış bir komployu
tatbikata koydular.

Tabii o zamanlar nefs sahibi olmam hasebiyle bu olay beni
çok üzdü. O gece her taraftan Efendimiz’e yapılan
saldırılara dayanamıyordum. Bekleme odasında olduğum
için bir şey de yapamıyordum. İkinci ara verildiğinde
Efendimiz’le kısa bir görüşme yapabildik. Ve Efendimiz bu
programı burada sonlandırmalıyız dedi ve programdan
ayrıldık.

Hamdolsun ki olayın hikmetini Allahû Teâlâ bize sonradan
açıkladı.

Ne mi oldu?

• Bu dörtlü çetenin planı, Efendimiz’i halkın gözünde küçük
düşürmekti.

• Onlar hile yapmaya çalıştılar ama Allah da onlara hileyle
karşılık verdi.

• Ve Allah, Türk halkına Efendimiz’i Allah’ın Resûl’ü olarak
ilân etti.

• Onlar komplo yapmışlardı ama Allah bu olayla hikmetini
gösterdi.

• Sonra da bize Efendimiz’in “Biz bir komploya doğru
gidiyoruz” sözünü idrak ettirdi.

Öyle ki;

Duhan Suresinin 10.,11.,12., 13., ve 14. âyetleri mutlaka
yaşanacaktı. Kamuoyunun gözü önünde Efendimize
“öğretilmiş deli” dediler.

“Öğretilmiş deli” denilen kişi ahir zamanda Hidayetle
gönderilen MEHDİ RESÛL’dü.

Ve bu olay, kamuoyuna Allah’ın bir gerçeğini daha ispat
etmiş oldu.

EFENDİMİZ’LE DÎNİMİ ÖĞRENDİM

Efendimiz’le birlikte birçok güzellikler yaşamaya başladım.

Efendimizden Kur’ân’ı öğreniyordum. Ve öğrendiğimi
başkalarına tebliğ ediyordum.

Öğrenme ve öğretme muhtevası içinde her gün biraz daha
huzur ve mutluluğa koşuyordum.

Efendimiz benim için sadece bir huzur ve mutluluk
kaynağıydı…

Sahip olduğum bütün pozitif şeylerin hepsinde mutlaka O
vardı. Ben, okumuş sadece bir fizikçi olmuştum. Hayatım
onunla anlam kazandı. Kuru bir dalın yeşermesi gibi
hayatıma can geldi.

Şimdi Allah yolunda hangi güzelliği yaşıyorsam o,
Efendimiz’in sermayesidir. Efendimiz’in öğretisidir. Onun
Allah’tan aldığı öğretiyi yaşaması ve sabırla bizlere de
anlatması, o güzellikleri adeta bize nakşetmiştir.

DR. ABDULCABBAR BORAN: 01.03 .1952 tarihinde,
Mardin’e bağlı Savur kazasının Pınardere köyünde dünyaya
gelmiştir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

1973 yılında Ankara Fen Fakültesi Fizik Lisans Bölümünden
mezun olan Dr. Abdulcabbar Boran, 1975 yıllında Ankara
Nükleer Araştırma Merkezi’nde Atom Fiziği dalındaki tez
çalışması ile Yüksek Lisans Eğitimini tamamlayarak Fizik
Yüksek Mühendisliği unvanını almıştır.

1975 yılından itibaren Türkiye Elektrik Kurumu’na bağlı
Nükleer Santraller Dairesinde 25 yıl Mühendislik,
Başmühendislik ve Nükleer Santraller Dairesi Yakıt Şubesi
Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. 1975 yılında
Ankara’da düzenle nen Güneş Enerjisi Enstitü’sü nün
düzenlediği Güneş Enerjisi Semineri’ne katılarak sertifika
almıştır. 1980-1981 yılları arasında Uluslararası Atom Enerji
Ajansı tarafından, iş başında eğitim maksadıyla 6 aylığına
Almanya’nın Julich eyaletindeki Nükleer Ar aştırma
Merkezine gönderilmiştir.

1997 yılında Bulgaristan’ın Sandanski şehrinde, Uluslararası
Atom Enerji Ajansı tarafından düzenlenen Nükleer Yakıt
Semineri’ne katılmıştır. Yine 1997 yılında Fr ansa’nın Paris
şehrin de Nükleer Enerji A jansının d üzenlediği, Yeniden
İşlenmiş Plutonyum Yakıt Çevirimi Seminerine katılmıştır.

1995-1998 yılları arasında Amerika, Louisiana Columbia
State University’de Enerji, Madde ve Hız Kanunları
konusunda Doktora almıştır.

Çeşitli yayın organlarında makaleleri yayınlanan Boran,
belirli aralıklarla düzenlenen tasavvuf konferanslarına ve
Televizyon programlarına da katılmaktadır.

Türkiye Elektrik Kurumunda Yaptığı Araştırmalardan
Birkaçı:
1- Nükleer Santrallerin Zorunlu Devredışı Kalma
Problemlerinin İncelenmesi
2- Ağır Su ve Hafif Su Reaktörlerinde Kor içi ve Kor dışı
Yakıt İdaresi
3- Yüksek Sıcaklık Gaz Reaktörlerinin Son Durumu

Doktora Çalışması:
Enerji, Madde, Hız Kanunları

Dîni Konudaki Eserleri:
1- Son Nebî’nin Vârisi Mehdi Resûl Kimdir?
2- İftiralar
3- Nezir
4- Hidayet Çağı
5- Bid’atler
6-Hadislerle 7 safha 4 teslim



Düzenleyen sulh Tarih: 30 April 2013 - 20:12


__________________
Radyo hidayetcagi dinlemek için tıklayın

ALLAHIN EN COK SEVDIKLERI DAIMI ZIKRIN SAHIPLERIDIR.







sinir yapma,zikir yap :)
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster sulh's Profil Diğer mesajlarını ara: sulh
 
emrah
Admin
Simge

Admin

Üyelik: 23 January 2007
Ulusal Bayrağı Germany Germany
Mesajlar: 3436
Gönderildi: 30 April 2013 - 23:52 | IP Kayıtlı Alıntı emrah

Asro ins. , cok güzel egitimi ve meslek dali, is hayati ve calismalari var sevgili Abdulcabbar Boran hocamizin ins.

Paylastiginiz icin Asro ins. Aeo´lunuz ins.



__________________
Benim Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisi gibidir, ona binen kurtulur; ondan ayrılan boğulur. -Efendimiz A.S. Ehlibeyt´in bağrından kopup gelen Mehdi Resuldur. http://www.hidayetgunesi.com
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster emrah's Profil Diğer mesajlarını ara: emrah
 
gunesdogacak
En aktif


En aktif

Üyelik: 14 October 2008
Ulusal Bayrağı Germany Germany
Mesajlar: 183
Gönderildi: 03 May 2013 - 22:32 | IP Kayıtlı Alıntı gunesdogacak

ARO :)

Abdulcabbar Abimizin Güzin Osmancik ile yaptigi bir
programi izlemistim, orada Fizik ile ilgili bilgileri verirken,

beynim durmustu, yani bir Atom santrali gibi etrafina ilim
yayiyordu Efendimizin himmetiyle....

Yani ilmi Allahdan alinca farkin ne kadar büyük oldugu
anlasiliyordu...

Yukardaki Efendimizi tarif edisi de onunla neredeyse tek bir
vücud gibi oldugunu gösteriyor.

Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster gunesdogacak's Profil Diğer mesajlarını ara: gunesdogacak
 
gunesdogacak
En aktif


En aktif

Üyelik: 14 October 2008
Ulusal Bayrağı Germany Germany
Mesajlar: 183
Gönderildi: 03 May 2013 - 23:06 | IP Kayıtlı Alıntı gunesdogacak


063.bölüm


Bâb-ı Âlem       

Konu: Fizik ve Ötesi   

Konuk: Dr. Abdülcabbar Boran

Link:

http://mpltv.de/mpltv.php?action=arsiv&islem=izle&id=321


Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster gunesdogacak's Profil Diğer mesajlarını ara: gunesdogacak
 
mirzal21
En aktif
Simge

En aktif

Üyelik: 23 May 2006
Ulusal Bayrağı Turkey Turkey
Mesajlar: 3713
Gönderildi: 05 May 2013 - 20:47 | IP Kayıtlı Alıntı mirzal21

Hoş geldin, Kitap, Taht, Nur ve Kılıcın sahibi Sultanım.

__________________
DİYARBAKIR'dan_MARDİN'li   
RUMUZ="Mirzal Ethem"
mirzal47@yahoo.com.tr
neoldubize@hotmail.com

http://www.mihriturk.tr.gg/
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster mirzal21's Profil Diğer mesajlarını ara: mirzal21 Git mirzal21's Web Siteniz
 
sulh
Admin
Simge

Admin

Üyelik: 30 April 2006
Ulusal Bayrağı Turkey Turkey
Mesajlar: 6499
Gönderildi: 07 May 2013 - 13:35 | IP Kayıtlı Alıntı sulh

Birlikte 27 Yıl

Muhterem Efendimiz İmam İskender Ali Mihr Hazretleri ile
1982 yılında tanışma şerefine nail oldum. Gölgesi altında
yaşadığım 27 sene boyunca, şahsına yönelik asılsız iftira ve
saldırılara rağmen, O’nun, Kur’ân âyetleriyle insanları
sadece Allah’a davet ettiğine şahit oldum.

Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur
mu?” diye buyuruyor. O’nu bilenler, O’nunla birlikte sonsuz
bir mutluluğa doğru yol alırken, O’nu bilmeyenler karanlık
bir dehlizde ömürlerini tüketiyorlar.

Huzursuzluk ve mutsuzluğun had safhada yaşandığı bu
dönemde, hamdolsun ki Yüce Rabbimiz beni mutsuzluk
girdabından çıkartıp huzur ve mutluluk limanına ulaştırdı.
Eğer bugün insanlığa bir parça hizmetim oluyorsa, bunun
mimarı sadece ve sadece Muhterem Efendimiz’dir.

Efendimiz Hazretleri ile tanışmam, üç açıdan hayatımda
birer dönüm noktası teşkil etmiştir:

1. Huzur ve mutluluğun ancak dîn ile yaşanabileceğini
gördüm. Üniversite yıllarımda sol fikirli birisiydim. Dînin
yaşamımızda hiç önemli bir yeri yoktu. Çünkü sol düşünce,
dîni bir “afyon” olarak telâkki ediyordu. Efendimiz’i
tanıyınca dînin insan hayatının tamamını kapsadığını idrak
ettim. Huzur ve mutluluğun ancak dîn ile karşılanabileceğini
gördüm. Tüm güzelliklerin dînde olduğunu, insanları
huzursuz ve mutsuz kılan her kötülüğün de dîn dışı
olduğunu anladım.

2. Huzur ve mutluluğun dünya metaına dayalı bir olay
olmadığını gördüm. Materyalist düşünceye göre dünyevî
zenginlikler insan hayatının temel mutluluk kaynağıdır. Bu
öğreti benim için Efendimiz ile birlikte alt üst oldu.
İnsanların peşinde koştuğu huzur ve mutluluğun dünya
metaına dayalı bir olay olmadığını, tamamen kişinin Allah
ile ilişkilerine dayandığını öğrendim. Kavgalı, mutsuz ve
huzursuz olan insanlar, gerekli zenginliğe sahip olmadıkları
için mutsuz değillerdi.

Mutsuzlukları, Allah ile bir ilişkilerinin olmayışından
kaynaklanıyordu. Ahiret ve dünya saadetini elde etmenin,
paraya, makama, şan ve şöhrete dayalı bir vetire
olmadığını, tam aksine her an Allah ile birlikte olmanın bir
neticesi olduğunu idrak ettim.

3. Tüm insanların Allah’ın en üst seviyede sevgilileri
olduğunu öğrendim. Efendimiz’den önce, insanlar benim
için, ‘benim gibi düşünen’ veya ‘benim karşımda olanlar’
olarak iki gruba ayrılıyordu. Efendimiz’le beraber tüm
insanların Allah’ın en üst seviyede sevgilileri olabileceğini
öğrendim. Huzur ve mutluluk, sadece bizimle aynı fikirleri
paylaşan insanların yanında olup da diğer tüm insanları
karşımızda görmek değildi. Aksine huzur ve mutluluğun
herkesi sevmemizde, herkesle dost olmamızda olduğunu
idrak ettim.

Tüm insanlar Allahû Teâlâ’nın bir şaheseri, bir emanetidir.
Allah’ı seven bir kişinin, O’nun en üst seviyedeki eseri olan
insanı sevmemesi mümkün değildir. Gönül dostu Yunus
gibi; “Yaratılanı (tüm insanları) severiz, Yaratandan
ötürü.” Kısacası, Efendimiz’i tanıdıktan sonra, eğer Allah’ı
seviyorsam tüm insanları da sevmem gerektiğinin idrakine
ulaştım. Efendimiz’den sonra hayatım can buldu. Beni
yavaş yavaş, kademe kademe eğitiyor, bilmediklerimi
‘hikmet’ ile öğretiyordu.

Bir örnek vermem gerekirse, yaklaşık 4-5 yıl evvelinde
yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim:

“Efendimiz, benden bir haham ve bir papaz ile birlikte
Birleşmiş Milletler’de vereceği bir konfe rans için başvuru
yapmamı istemişti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan’a yazılması gereken dilekçeyi hazırladım ve onay
için Efendimiz’e arz ettim. Efendimiz yazıyı okuduktan
sonra: “Yazılarına niye tarih koymuyorsun?” diye buyurdu.
İşte şimdi, 4-5 yıl sonra bugün, bu dönemde Birleşmiş
Milletler’e yaptığımız o müracaatın tarihi benden
istendiğinde, o yazıya 88 tarih atmamış olduğum için cevap
veremedim…”

Efendimiz’in bir başka farklı yönü, Devrin İmamı olması
hasebiyle, O’nun herşeyi Allah’tan sorup öğrenme yetkisine
sahip olmasıdır. Eğer Allahû Teâlâ dilerse O’na, başka
insanların kendisine söylemek istemediği bir konuyu
bildirebilir. O, müridlerinin yaptıklarından haberdardır.

Tasavvufa girdiğim ilk günlerde Allahû Teâlâ, bana mânâ
âleminden diğer dostlarını gösteriyordu. Cesaret edip
Efendimiz’e söyleyemiyordum, yanlış yapmaktan korkuyor,
çekiniyordum. O zamanlar Efendimiz DPT’de çalışıyordu.
Bir ikindi namazı için yanına gittiğimde bana; vird açarken
kendilerine Fatiha okuduğumuz birçok sâdâdın isimlerini
saymaya başladı. Abdulhakim Şeyh Hüseynî Hazretleri,
Muhammed Raşid Hazretleri gibi Allah dostlarını da tek tek
kıyafetleriyle tarif etmeye başladı. Sonra da; ‘‘Sen bu Allah
dostlarını gördün mü?” diye sordu. İşte ancak o zaman
anlayabildim ki; gördüklerim kendi düşüncelerimin eseri
değildi. Onları bana Allah gösteriyordu ve bu durumu
mürşidime de bildiriyordu. O’nu tanıyan ve tâbî olan diğer
kardeşlerimizden de “Daha ben sormadan suallerime cevap
veriyordu.” türündeki sözleri hep işitmişimdir.

Efendimiz, hâl ve hareketleriyle tüm sevenleri için her
zaman emsalsiz ÖRNEĞİMİZ,

O, zamanı en iyi kullanan ve değerlendiren,
O, söz verdiği randevu saatine sadık, saniyesini bile
sektirmeyen,
O, 24 saatini insanlar için, Allah için kullanan,
O, az zamana çok iş sığdırabilen,
O, hayatına bir damlacık bile değer vermeyen,
O, insanlığın mutluluğunu yegâne gaye edinen,
O, her olayda, insanları öne geçiren,
O, sadece erişkin insanları değil çocukları da çok
önemseyen,
O, etrafındakiler için hep kolaylaştırıcı olan yegâne bir
insan oldu.

İnsan, O’nun için hep çok ama çok kıymetli oldu. Ve bizler
anladık ki O, sad ece kendisini sevenleri değil, tüm i nsanla
rı en çok seven ve zamanını herkesin huzur ve mutluluğu
için harcayan, kendi tabiriyle ‘‘Allah’ın azatsız bir kölesi’’ idi.
O, etrafında bulunan herkes tarafından çok sevilmektedir.

Çünkü O, insanları çok sevmektedir.

Binlerce seveni, O’nun kapısının eşiğinde bir toz zerresi
olma yarışında. Çünkü O, manevî boyuttaki olağanüstü
sevgi yoğunluğunu bize yaşatan kişi… Çünkü O, Mehdi
(A.S)’dır. Gecesini gündüzüne katarak bütün hayatını
insanlığa vakfetmiştir.

O, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in 14 asır
evvelinden
bize müjdelediğidir. Kıyâmete yakın olan bu dönemde
yeryüzünü şereflendirmiştir.

O, dîni bid’atlerden temizleyip, Resûlullah’ın sünnetini aslî
yörüngesine
oturtacak olandır. Kur’ân ahlâkını tüm insanlara
ulaştıracaktır.

O, İslâm Birliği’nin kurulması,

O, dînlerin birleştirilmesi görevlerinin sahibi Hidayet Güneşi
Devrin İmamı Mehdi Resûl’dür.

İnanıyorum ki, bu kitap büyük bir boşluğu dolduracak
muhteşem bir eser. Gerçeğin peşinde olan sağduyulu
insanların bu eseri okumalarını tavsiye ediyorum. Bu eser
okunmalı ki; Allahû Teâlâ’nın bu asırdaki hidayetçisi, Devrin
İmamı Mehdi Resûl’ü tüm insanlar tanıyabilsin.

Dr. Abdülcabbar Boran

__________________
Radyo hidayetcagi dinlemek için tıklayın

ALLAHIN EN COK SEVDIKLERI DAIMI ZIKRIN SAHIPLERIDIR.







sinir yapma,zikir yap :)
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster sulh's Profil Diğer mesajlarını ara: sulh
 
Bahadır
Moderator
Simge

Moderator

Üyelik: 30 April 2006
Ulusal Bayrağı Turkey Turkey
Mesajlar: 6633
Gönderildi: 02 July 2013 - 08:28 | IP Kayıtlı Alıntı Bahadır

 

          Savvbk.Allah'ın sevk ve idaresinde bir hayat dizaynı.Tıpkı Peygamberimiz (AS) ile sahabe efenilerimiz gibi..Cabbar Gavsımızı çokk seviyorum...Rabbim bizlere de öyle bir yaşam nasip kılsın.Onu yıllar önce bir sohbetinde tanımıştım.1988 veya 1989 yılları sonbahar ayı idi.Amirim beni davet etmişti.Kırmadım gittim.O zamanlar Cevizkabuğundan dolayı Efendimizi iyi tanımıyordum.Hatta sahte mehdi diyordum.Tabiki de Cabbar hocamı dinlerkende hep inanmamazlık yönünden eleştirel sorular yöneltiyordum.Çünkü gözlerimde,kulaklarımda,kalbimde ve hassalarımda engel vardı.Çünkü ben Allaha ulaşmayı dilemeden böyle bir sohbete gitmiştim.Tabi ki de sorularımla orada henüz tanımadığım kişilerin o gün orada tövbe almaya gelen bayan kardeşlerimizin beyleri olduğunu da bilmiyordum.

      Aradan 15 yıl geçti.Uydu alıp da Nur Tv.yi izleyince nasıl bir gafletin sahibi olduğumu idrakim ve senelerin pişmaniyeti ...

      Efendimize 2005 de tabiyetimizden sonra Cabbar abimizi sanırım 2006 Mayısı Ankara'da ziyaret edip elini öpmemle tanıdım.Kendisine de o buluşmamızda " Abim hakkını helal eyle.Sen Kayseriye gelmiştin.Şu tarihte.Ev sohbetiydi.Ben size çok sorular sormuştum.Bilmiyordum ki dilemeyen kişinin azalarının ve uzuvlarının engelli oluşunu.Seneler geçti.Ama o zaman kulağımızdan tohumu ekmişsiniz ki 15 yıl sonra yeşerdi.Ama üzüntüm şu, ben o gün sizden tevbe alacak kardeşlerimizi de etkilemişim, çoğu tövbe almamış gitmiş.Daha sonra bayan kardeşlerimiz "demek o sendin "diye bir ev sohbetinde o günü anlatınca ne hata ettiğimi kimlerin hidayetine bilmeden engel olduğumu anladım dedim ve çok gülmüştük.

    Evet Rabbim iki dünyada Efendimizden,Gavsımızdan ve siz kardeşlerimizden birbirlerimizi ayırmasın inş.Aro



__________________
Radyo hidayetcagi dinlemek için tıklayın
Sizi sevmeyenide sevmek,gerçek sevgidir.. Efendi Hz.       
                                                                                           
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster Bahadır's Profil Diğer mesajlarını ara: Bahadır
 
emrah
Admin
Simge

Admin

Üyelik: 23 January 2007
Ulusal Bayrağı Germany Germany
Mesajlar: 3436
Gönderildi: 02 July 2013 - 11:20 | IP Kayıtlı Alıntı emrah

Nur Tv bizimde hidayetimize sebep oldu ins. Bir abimiz frekansini getirdi bana tavsiye etti, Nur Tv´yi ayarladik seyrettik 2003 senelerinde, ben dinledim iyice Efendimizi geceye dogru Allah´a ulasmayi diledim ardindan yasadiklarim bir nevi tahkiki imana sebep olmustu, rahman esmasinin tecellisi, zikir yapinca kalplere nurlar giriyor, bunu yasadiktan sonra daha cok dinlemeye basladim. Efendimizin baska insanlardan farkli oldugunu anladim. Nur Tv yi acinca eyer koltukta yatiyorsam hemen kalkiyordum. Sanki Efendimiz benle konusuyordu beni görüyordu gibi, düsüncelerime cevab aliyordum. Efendimiz Ali imran 81 aciklayinca Efendimizin Al´i imran 81 deki resul oldugunu sezdim ama kimligini henüz bilmiyordum. Bir sabah is yerinde hic unutmuyorum, bilgisayarin basinda otururken mihr.com sayfasina girdim. Müridlerin dilinden Efendimiz adli bölüm vardi, oraya girdim siirleri okuyorum, Meltem diye birisinin siiriydi birinici satir ikinci satir sakin sakin okuyorum, birden adini altin harferle gökyüzüne yazdim Mehdi A.s. diye okuyunca, dizlerimin bagi cözüldü, basimdan asagiya sicak sular dökülüyor gibi oldu. Eve geldigimde heycanla herkeze dedim Mehdi A.S. o, kardesim ve bütün aile hemen iman ettiler, onlarda Allah´a ulasmayi dilemislerdi, idrak ediyorlardi herseyi. Cabbar hocamizida ilk Nur Tv de görmüstüm, onunda kimligini cok merak etmistim, Mehdi A.s. yaninda olan gördügüm ilk kisiydi. 2007 senesine kadar vakfimizdan kimseyle tanismiyordum, ilk tanidigimizda benimle beraber bütün ailem ve bir cok kisi birden tabi olmustu, yasadigimiz en mutlu gündü. Nur TV miz cok önemli Hidayet icin ins. Aeo.

Düzenleyen emrah Tarih: 03 July 2013 - 01:12


__________________
Benim Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisi gibidir, ona binen kurtulur; ondan ayrılan boğulur. -Efendimiz A.S. Ehlibeyt´in bağrından kopup gelen Mehdi Resuldur. http://www.hidayetgunesi.com
Sayfa Başı Yazdırılabilir Sayfa Göster emrah's Profil Diğer mesajlarını ara: emrah
 
Foruma Git  

Bu konuya cevap yazabilmek için giriş
Daha önceden kayıt olmadıysanız önce Kayıt Olunuz

  Cevap YazGönder

  ] ]
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa
Kapalı: Yeni Konu Gönderimi
Kapalı: Konulara Cevap Yazma
Kapalı: Mesajlarınızı Silme
Kapalı: Mesajlarınızı Düzenleme
Kapalı: Anket Oluşturma
Açık: Oy Kullanma
Powered by Web Wiz Forums version 7.9
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide


2,0547 Powered by SOOP Portal version Raven 1.0b
Powered By @ Help of Allah & Himmet of Resul